Merkez Bankasının Faiz Çıkmazı

Merkez Bankasının Faiz Çıkmazı

Merkez Bankası bugüne kadar uyguladığı para politikası ile ekonomi çevrelerinden tam not almayı başardı. Özellikle küresel kriz süresince uygulanan politika hem enflasyon görünümünde iyileşme getirdi hem de faizlerde düşüş trendinin yakalanmasını sağladı

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 78.0px Helvetica} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.5px Garamond} p.p3 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.5px Garamond; min-height: 12.0px} p.p4 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 11.0px Helvetica} span.s1 {letter-spacing: -0.2px}

T

ürkiye’nin son dönemde en önemli gündem maddesi şüphesiz faiz oranlarına ilişkin politika. Siyasi erk yüksek faizlerden memnun değilken Merkez Bankası enflasyonla mücadele için temkinli duruşunu korumaya devam ediyor. Enflasyonda her ne kadar genel görünüm olumlu olsa da henüz cesur adımlar atmak için yeterli değil. 


MERKEZ BANKASI ŞAŞIRTTI

Merkez Bankası bugüne kadar uyguladığı para politikası ile ekonomi çevrelerinden tam not almayı başardı. Özellikle küresel kriz süresince uygulanan politika hem enflasyon görünümünde iyileşme getirdi hem de faizlerde düşüş trendinin yakalanmasını sağladı. Tek bir politika faizi yerinde birden fazla faiz çeşidi ile piyasaya yön veren Merkez Bankası sistem içerisinde hiçbir açık nokta bırakmayarak gerekli gördüğü anda piyasaya müdahale edebildi. Özellikle faiz koridoru diye adlandırdığımız ve bankalar arası piyasada bankaların ihtiyaçlarına göre uygulanan faiz oranları MB’nin en önemli kozu oldu. 

Son toplantıda gerçekleştirilen faiz indirimi de buna en iyi örnek teşkil eder. Merkez Bankası hem siyasi kanadı memnun edebilmek hem de politikasını enflasyonda yaşanan düşüşe göre bir nebze olsun yumuşatabilmek adına bir haftalık repo faizlerinde indirime gitti. Ancak koridorun üst bandında herhangi bir değişiklik yapmadı. Gecelik borç verme yani koridorun üst bandını 11.25’te tutarken borç alma oranını da 7.50 olarak belirledi. Koridorun üst bandında herhangi bir değişikliğe gitmemesi Merkez Bankası’nın likidite ile ilgili endişelerini en önemli göstergesidir. Eğer bu oranda bir düşüş yaşanırsa Türk Lirası’nın değer kaybının yüksek olmasından korkarak aslında enflasyonun ne kadar kırılgan olduğunu göstermek istiyor.


Kaldı son dönemde gelişmeler Merkez Bankasının korktuğunun başına gelmesi şeklinde gelişti. Faiz kararı sonrası siyasiler tarafından eleştiri yağmuruna tutulan Merkez Bankası enflasyon raporunu açıklarken önemli bir açıklama yaptı. Ve bu da tarihe önemli bir not olarak yazıldı. Merkez Bankası Başkanlarının faizlerle ilgili kararlara ilişkin önceden açıklama yapması alışılagelmiş bir tutum değildir. Ve çok nadir rastlanır böyle bir duruma. Ancak Başçı toplantıda enflasyonda yüzde 1’lik bir düşüş gerçekleşmesi durumunda erken toplantı ile faizlerde 50 ya da 75 baz puanlık bir indirim yapılabileceğini dile getirdi. Tabii piyasa hemen bunu fiyatlamaya başladı. Kur 2.64 seviyesinin üzerine taşınarak tarihi rekorlar kırarken BIST tarafında bu yükseliş satış baskısı olarak ön plan çıktı ve 81 bin seviyesinin altına gerilemeye sebep oldu. 


MB her ne kadar yaptığı hatanın farkına varsa da artık müdahale için çok geçti. Kura ilişkin endişelerini bir açıklamayla dile getirse de 2.64 seviyesi ile tarihi rekor kırıldı. Genel tabloya baktığımızda ise kurun yüksek seyretmesinin maliyeti oldukça yüksek. Dolar ile borçlanan bir ülkede yüksek kur maliyetlerin artması anlamına gelir. Bu durum hem enflasyon görünümünü bozar hem de dış borç stokunun artmasıyla finansal sistemin risk altına girmesine sebep olur. Bunlar finansal zararları. Ayrıca hane halkına maliyetinin yüksek olması da ayrı bir tarafıdır. Gıda enflasyonunun yüzde 11’e yakın seyrettiği ülkemizde, enerji maliyetleri de oldukça yüksektir. Son dönemde düşen petrol fiyatlarından bir miktar faydalanabildik. Ancak daha önceden yüksek fiyatlarından yapılan petrol sözleşmelerinin yürürlükte olması bu süreci çok da lehimize çevirmedi. Sözleşme etkisinin ortadan kalkmasının ardından kurun yükselişe geçmesi enerji maliyetlerini artıran bir diğer unsur. Bu durum hane halkına negatif yansıyacak bir süreçtir.


DIŞ ETKENLER DAHA ÖNEMLİ

Kurdaki yükselişin faturası oldukça yüksek. Ancak yükseliş şu an için son bulmuş değil. Dışarıda yaşanacak gelişmeler neticesinde dolarda değerlenme devam edebilir. Özellikle ABD Merkez Bankası FED’in bu yıl faiz artırmasını bekliyoruz. Uzun zamandır devam eden küresel krizden çıkış stratejinin sonuna gelen ABD işsizlik sorununu çözdü. Buna ek olarak beklediği veri enflasyon. Enflasyonda yaşanacak düzelme ABD’de faiz artırım sürecinin başlamasını sağlayacak. 


Haziran ayında FED faizlerde artış gerçekleştirebilir. Bu da risk iştahının azalmasına ve doların evine dönmesine sebep olabilir. Bu durumda dolarda küresel piyasada değerlenme süreci devam edecektir. bu durum şüphesiz gelişmekte olan ülkelere negatif yansıyacak. Ayrıca Avrupa’nın içinde bulunduğu durgunluk süreci giderek ağırlaşıyor. Her ne kadar Avrupa Merkez Bankası sürecin önüne geçebilmek adına parasal genişleme adımı atsa da sonuçlarını ancak uzun vadede alabilecek. İhracat kalemimizin büyük bir bölümünü Avrupa’nın oluşturduğunu düşünürsek yine içeride görünüme negatif yansıyacak bir durumla karşı karşıyayız. 

Bu süreçte gelişmekte olan ülkelerin kur riski artacak aynı zamanda yılın ikinci yarısı için petrol fiyatlarında toparlanma bekliyoruz. Çünkü siyasi etkileri de olan bu düşüş sürecine tepki son dönemde hızlı gerçekleşmeye başladı. Petroldeki düşüş bir çok ülkeyi yakından ilgilendiriyor. Gelişmekte olan ülkelere pozitif yansırken bir çok üretici ülkeyi krize sokmaya yetti. Siyasi baskıların sürdürülemeyecek olması ve büyük şirketlerin zarar görmesi arz tarafında sıkıntı yaratacağından petrol fiyatları yeniden 80 dolara yakın seviyelerde dengeye gelecektir. Kurun yüksek olduğu bir ekonomiden petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi enflasyon görünümünde ciddi bozulmalara sebep olacaktır.

Bu durumda Merkez Bankasının faiz indirimi ile kredi maliyetlerini aşağıya çekmesi yatırımların önünü açmaktan ziyade Türk lirasındaki değer kaybını hızlandıracak bir süreç olacaktır. Doğrudan yatırımlar faiz oranlarındaki düşüşten ziyade istikrar ve yeni projeler üzerine kurulu bir sistemdir. bu durumda faiz oranlarının düşmesi risk oluşturan bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Eğer merkez banaksı bu faiz indirim sürecinde hızlı karar alırsa önemli zararlar görülmesine sebep olabilir. Özellikle dış gelişmelere bağlı olarak yeniden olağanüstü toplantılarla artırılmak zorunda kalınacak faiz oranları ülke güvenirliliğinde sarsacak en önemli unsurdur. Ayrıca yabancı yatırımcının önem verdiği bir diğer konu yine Merkez Bankası bağımsızlığıdır. Merkez bankası alacağı kararlarda rakamlar ve ekonomik görünüm üzerinden ilerlemek zorundadır. Aksi taktirde küresel krizden yara almadan çıkan Türkiye yeni sorunlarla baş etmek zorunda kalabilir.