FED İÇİN KARAR ZAMANI

FED İÇİN KARAR ZAMANI

FED İÇİN KARAR ZAMANI

2016 yılına dört faiz artışı planı ile giriş yapan Fed, beklediği gibi bir yıl geçiremedi. Banka normalleşme sürecindeki ikinci adımını Aralık ayında gerçekleştirilecek olan FOMC toplantısına bıraktı. Ağustos ayı sonlarında gerçekleştirilen Jackson Hole Sempozyumu ile yeniden hararetlenen faiz artışı tartışmalarına Fed’in önemli isimleri de katılmış durumda.


Eylül ayında faizlere dokunmayan yetkililerin toplantı süresince görüş ayrılıkları yaşadığını görüyoruz. 2016 yılında gerçekleştirilen toplantılarda faiz oranı kararı genel olarak 9’a karşı 1 oyla alınırken Eylül ayı toplantısında karar 7’ye karşı 3 oyla alındı. 17 üyenin katıldığı ve 10 üyenin oy hakkının bulunduğu Eylül ayı toplantısında üyeler, faiz artırımına gitmek için istihdam ve enflasyon görünümü konularında ortak bir paydada birleşemediler. Bu iki göstergenin iyimser bir tablo ortaya koyduğundan emin olmak isteyen Fed üyeleri, daha fazla güven aşılayacak verileri beklemenin doğru olduğu kanısındalar. 


13 – 14 Aralık’ta gerçekleştirilecek olan FOMC toplantısında piyasaların beklentisi faizlerin 25 baz puan yukarı çekileceği yönünde. Aralık ayı toplantısında görebileceğimiz olası bir faiz artışı, Fed ile piyasalar arasındaki buzları bir nebze daha eritecektir. Madalyonun diğer yüzünde ise Fed’in imajını zedeleyebilecek bir tablo ile karşılaşıyoruz. FED’in Aralık ayındaki toplantıda faiz artırmaması durumunda bankanın kredibilitesi azalacaktır.

Kredibilite Sorunu Göz Ardı Edilmemeli.


 Normalleşme sürecinin henüz başında olan Fed için bu durum sanılandan büyük bir kayıp olabilir. Çünkü sözlü yönlendirme ile piyasa beklentilerini şekillendirmede gayet başarılı olan Yellen ve ekibi, önümüzdeki yıllarda bu aracın etkilerinden mahrum kalabilir. Kredibilitenin yitirilmesi sadece faiz beklentilerinin yönetilmesinde değil, bankanın koymuş olduğu ekonomik hedeflere ulaşmada piyasada yarattığı algı açısından da güven sarsıcı olacaktır. Enflasyon hedefini yüzde 2 olarak açıklayan bankanın ilerleyen zamanlarda enflasyonda artış beklentisi yaratmak için bu hedefi yukarı çekmesi konuşulmaya başlanabilir. Eğer banka kredibilitesini yitirirse, enflasyon hedefi ne kadar yukarı çıkarsa çıksın piyasa beklentisi benzer bir şekilde değişmeyecektir. Özetle Aralık ayında faiz artırılmaması birtakım ekonomik sorunların yanında Fed’in piyasayı etkileme gücünde zayıflamaya neden olabilir. 


Faiz Patikası Yine Verilere Bağlı Olacak



2016 yılını tek faiz artışı ile kapatacağını düşündüğüm Fed, piyasaları uzunca süre daha faiz artırım beklentileri ile meşgul edecektir. Komite üyelerinin 2017 yılı faiz oranı beklentilerinin medyanı yüzde 1.13, 2018 yılı sonu içinse oranın yüzde 1.88’e yükselmesi bekleniyor. 2017 yılı boyunca Fed, faiz artırımlarına devam edebilmek için istihdam piyasasına tamgüven, enflasyonda kararlı yükseliş ve ılımlı büyüme performansını aramaya devam edecektir. Her fırsatta işgücü piyasalarındaki sağlam duruşun ekonomik aktiviteler için önemine vurgu yapan komite üyeleri, 2017 yılındaki faiz artırımları için ilk koşul olarak da istihdam piyasasındaki istikrarlı görünümün sürmesini isteyeceklerdir. Üyelerin 2017 yılı işsizlik oranı beklentilerinin medyanı yüzde 4.6 olarak belirlenmiş durumda. ABD ekonomisinin 2017 yılı sonunda yüzde 4.6’lık işsizlik hedefine ulaşabilmesi için aylık ortalama 165 bin kişilik net istihdam katılımını yakalaması gerekiyor. Grafikteki gri kısımların resesyon zamanlarını gösterdiğini göz önünde bulundurursak sağlıklı büyüyen bir ABD ekonomisinin bu hedefe ulaşmasının çok zor olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü 165 bin kişilik katılım ABD ekonomisinin yaratmakta zorlanmadığı bir istihdam değişimine denk geliyor. 

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'; min-height: 13.0px}

 

İkinci ve diğer önemli koşulsa enflasyon. 2016 yılında deflasyonist baskılardan kurtulamayan ABD ekonomisi için 2017 görünümü daha pozitif. 2016 yılı boyunca göreceli olarak düşük seyreden petrol fiyatları Fed’in hedeflenen enflasyonu yaratabilmesinin önüne geçmişti. 26 dolara kadar gerileyen petrol fiyatları yıl sonuna doğru toparlanma evresine geçiş yaptı. Arz probleminin büyük oranda tatlıya bağlandığı şu günlerde petrol fiyatlarındaki yükselişin devamının gelmesi piyasalar için şaşırtıcı olmayacaktır. Kaldı ki Fed’in elini rahatlatan ve enflasyondaki yükselişi destekleyen fiyat bareminin 50 dolar ve üstü olduğunu Başkan Yellen’ın daha önce yapmış olduğu açıklamalardan çıkarabiliyoruz. Emtia grubundaki genel toparlanma da enflasyonu yukarı çekebilecek diğer bir önemli ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca ortalama saatlik kazançlardaki olumlu yükselişin harcamalara dönmesi ve enflasyonu yukarıya çekebilmesi de kuvvetle muhtemel. 


ABD ekonomisinin iç dinamikleri dışında, deniz aşırı ülkelerdeki ekonomik görünüm de Fed’in yol haritasında kendine önemli bir yer edinecektir. 2017 yılı global büyüme beklentilerinde aşağı yönlü revizyonların gelmesi ABD ekonomisini de etkileyebilir. Ayrıca henüz çözüme kavuşturulamayan Brexit senaryoları ise önümüzdeki dönemlerde de konuşulmaya devam edilecek. Ayrılık sürecinin beklenenden sancılı geçmesi, Fed’in faiz artırım politikasına etki edeceğini düşünüyorum. Küresel anlamda risklerin arttığı ve piyasalarda kara bulutların dolaştığı zaman dilimlerinde Fed’in cesur adımlar atmaktan çekindiğine defalarca şahit olmuştuk.