DOLAR REKORLARA DOYMAYACAK

DOLAR REKORLARA DOYMAYACAK

DOLAR REKORLARA DOYMAYACAK

Son dönemde ABD faiz artırımı ve içerideki gelişmeler dolarda yeni rekorlar getirdi. 3.1126 yeni rekor seviyesi. Ancak dolar rekorlara doymayacak gibi. Hem içeride hem de yurt dışında yeni gelişmeler gelecek dönemde de doların favori yatırım aracı olduğunu gösteriyor. 


Yurt dışında en önemli gündem maddesi FED faiz artırımı. İlk faiz artırımını geçtiğimiz yıl Aralık ayında gerçekleştiren FED, politika faizini 0,50 seviyesine çekmişti. 2016 yılı tahmini olarak da 4 faiz artırımı öngörmüş, doların hızlı bir şekilde değerlenmesine sebep olmuştu. Ancak yıl başında Çin kaynaklı riskler ve Avrupa’nın ekonomik krize sürüklenmesi FED ’in de frene basmasına sebep olmuştu. FED faiz artırım sürecinde birçok revizeye gitti. Hem ekonomik göstergelerinde hem de diğer ülkelere ilişkin beklentilerinde revizeler yapan FED yılın ikinci yarısında ise agresif bir tutum sergilemeyi tercih etti. Özellikle ekonomik verilerde yaşanan düzelme FED ‘in yine yıl sonunda faiz artırımına gideceğini gösteriyor. Bu süreçte İngiltere’nin AB’den çıkma sürecinin başlaması referandum sonrasında ise piyasaların aşırı kırılganlığı geride bırakması , Çin’de son dönemde verilerin düzeliyor olması elini güçlendiren en önemli unsurlardan. Sonuç olarak Aralık ayında faiz artırımına gitme ihtimali çok yüksek. 


FED ‘in faiz artırımı şüphesiz son günlerde fiyatlanan en önemli unsur. Ancak devam eden OHAL ve gelecek dönemde de uzatma süreci ve Moody’s ’in not indirimi içerideki süreci de kırılgan hale getirmeye yetiyor. Her ne kadar Moody’s ‘in kararının siyasi olduğunu düşünsek de yatırımlar açısından oldukça önemli. Küresel fonlarda ve yatırım tarafında kredi derecelendirme kuruluşlarının notları dikkate alınan en önemli unsur. Şu an iki derecelendirme kuruluşundan geçer not alamayan Türkiye ekonomisi, artan maliyetlerin etkisiyle bir diğer kuruluş olan Fitch tarafında da yatırım yapılabilir notunu kaybedebilir. Fitch diğer iki kuruluş etkisinde kalarak not indirimine gidebilir. Bu durum algının değişmesine sebep olabilir. Böylece Türk Lirası tarafında risklerin arttığı bir dönem yaşanabilir. İçeride siyasi gelişmeler de yakından takip edilecek. Ohal’in süresinin ne kadar uzatılacağı ve mecliste konuşulacak olan Başkanlık sistemi siyasi gündemde en önemli maddeler. Ayrıca Suriye ve Irak’a ilişkin operasyonlar piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Musul’a yapılacak olası operasyon, piyasaları tedirgin eden en önemli gelişme olacaktır. 

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'; min-height: 13.0px}

Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki bir çok veriyi yakından takip eden TCMB ise bu süreçte sıkıntılı bir dönem geçirebilir. Özellikle dolar kanadında yaşanan hızlı yükselişlere şimdilik kayıtsız kalmayı tercih eden banka gelecek dönemde dolar satım ihalelerine yeniden başlayabilir. Ancak geçmiş döneme bakıldığında bu tip satım ihaleleri rezervlerin erimesinden başka bir işe yaramadığı görülüyor. Aksine paniğin artmasına sebep oluyor. Bu yüzden ihaleler bir süre daha ertelenebilir. Son dönemde devam eden sadeleşme süreci ise piyasaların yumuşak karnı haline geldi. Sadeleşmenin devam etmesi ilk başlarda sadece “sadeleşme” olarak algılanırken son dönemde artan risklerle faiz indirimi olarak algılanmaya başlandı. Düşen marjinal fonlama maliyeti TCMB’nin gerektiğinde fonlamasını yüksek faizden yapmasını böylece TL’nin değerli kalabilmesini sağlayabiliyordu. Ancak düşen maliyetler TL’nin değersizleşmesine sebep olurken , doların maliyetinin artması bu rekabette Doların ön plana çıkmasını sağlıyor. Böylece kurda FED etkisinin yanı sıra iç siyaset ve para politikası yeni zirvelerin oluşmasını sağlıyor. Son dönemde düşen enflasyon oranı TCMB’nin faizleri aşağı çekmesi için bir dayanak oluşturabiliyor. Ancak enflasyonda gerilemenin nekadar devam edeceği şimdilik muamma. Çünkü dolar maliyetlerinin artması, sofradaki ekmeğe kadar her şeyin maliyetinin yükselmesini sağlayabilir. Bunun yanı sıra en önemli kalemimiz olan enerji fiyatları da OPEC’in arz dondurmada anlaşacağı söylentileri ile yeniden 50 doların üzerine tırmanmış durumda. Gelecek günlerde enerji fiyatlarında artış görülebilir. Bu yüzden üretim sektöründe enflasyonun artığını dolayısıyla da tüketici tarafına yansıdığını görebiliriz. Ayrıca kış koşulları da düşünüldüğünde artan enflasyon TCMB’nin tek dayanak noktasını da elinden alabilir. 

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 12.0px; font: 10.0px 'Myriad Pro'; min-height: 13.0px}

Sadeleşme sürecinde düşen faizler henüz tüketiciye yansımış değil. Konut kredilerinde oran halen düşmezken tüketici kredilerinde artışın da devam ettiğini görüyoruz. Ana sebebi bankalarının maliyetinin artması olarak görülebilir. Çünkü artan döviz mevduatlarına uygulanan faizlerin giderek artması ve bankaların yurtdışından edindikleri döviz borçlanmalarına uygulanan faizlerin hem FED hem de kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirimi sebebiyle Türkiye’ye uygulanan faizin artması maliyet kalemini de arttıran en önemli unsur oluyor. Bu durum bankacılık tarafında risklerin artmasına ve faiz indiriminin geciktirilmesine sebep oluyor. Düşmeyen faizler şimdiye kadar canlı iç talep ile ayakta kalan Türkiye ekonomisinin gelecek dönemde bu canlılığı bulamamasına dolayısıyla da büyüme rakamlarının aşağı çekilmesine sebep olabilir. Bu süreçte altyapı yatırımları ve teknolojik yatırımlarla desteklenmesi için büyük fırsat oluşturabilir. Son dönemde inşaat sektörüne yapılan yatırımlar iç talebin zayıflaması ile durabilir. Bu durum da ekonomik büyümeye darbe vurabilir. Ancak uzun vadeli teknoloji yatırımları gelecek için umut oluşturabilir. 


Küresel ekonomi her gün yeni bir gelişmeye sahne oluyor. Geçtiğimiz aylarla Brexit, daha öncesinde Çin, Yunanistan, Avrupa gibi bölgelerden doğan riskler geçtiğimiz yılda FED ‘in ilk faiz artırımı riski. Ancak bu süreç hep böyle devam edecek. Aralık ayında faizleri artıracak olan FED, küresel ekonomiye oyalanması için yeni bir argüman verecek. 2017 faiz beklentilerini açıklayacak ve kaç faiz artırımı beklediğini dile getirecek. Bu durum yıl sonu fiyatlamalarının hızlı başlamasına sebep olacaktır. Bu durumdan en çok etkilenecek olan şüphesiz Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler olacaktır. Güney Afrika, Brezilya, Arjantin Türkiye her gün yeni bir iç gelişmeye sahne oluyor. Bir yandan da dış kaynaklı risklerle mücadele ediyor. Ancak bu grup içerisinde hızla ayrışan bir ülke olan Hindistan dikkat çekiyor. Altyapı ve teknolojik yatırımlara önem veren Hindistan son dönemin kalıcı parlayan yıldızı haline geldi. Kalıcı olmasının sebebi teknolojik yatırımlarla desteklenen ekonominin para biriminde diğer ülkeler gibi yara almak yerine güçlü kalması. 


Bu yüzden Türkiye’nin gündemi hiç bitmez. Hele küresel ekonominin sakinleştiğini hiç göremeyeceğiz. İçerideki yatırımlar ve destekleyici TCMB politikaları ile yeni bir sürece girmemiz yatırımların da giderek farklılaşmasına sebep olabilir. Bu süreçte doların yeni rekorlar kırması kaçınılmaz. Dolar için yıl başında öngördüğümüz 3.20 tahminimizi koruyoruz. 3.1126 ile rekor tazeleyen dolarda gevşeme olması durumunda alım fırsatı oluşturabileceğini düşünüyorum. Özellikle yeni yılsa FED etkisi ve Çin’in yeniden sahneye çıkmasıyla Dolar yatırımlarının  artması beklenebilir. Dolara olan talep, yeni zirvelerin de oluşmasını sağlayabilir. Bu yüzden TCMB’nin artacağı adımlar bu süreçte belirleyici olacaktır.