Ekonometri
FAIL (the browser should render some flash content, not this).
FAIL (the browser should render some flash content, not this).
FAIL (the browser should render some flash content, not this).
  Şirket Haberleri Haberleri 11 HAZİRAN 2010
 

Kıran Bilyacılık

Genelde ‘erkek işi’ olarak adlandırılan işlerde çalıştım fakat hiç bir zaman kendimi dışlanmış hissetmedim, tam tersine hep destek gördüm.. İş hayatında donanımlı, bilgili, kendini sürekli eğiten, yenileyen, gel

Sertaç Kantarcı : sertac@ekonometri.com.tr

Kıran Bilyacılık’ın ortağı ve şirket müdürü olan Ayşegül Çakmak, işletme ve uluslararası ilişkiler mezunu. Sosyal bir yapıya sahip olan Çakmak, birçok sivil toplum örgütünün de üyesi. Dayanışma eksikliğinin Türkiye’nin sıkıntısı olduğunu ve bunun hem özel sektörde, hem de sivil toplum örgütlerinde yaşandığını söyleyen Ayşegül Çakmak; “Ülke olarak sürekli bölünmeler yaşıyoruz ve bunlar bizi zayıflatıyor. Tüm dünyada birleşmeler, güç birlikleri oluşuyor ve bunlar başarıya daha çabuk ulaşıyorlar. Bizde ise bölünmeler hem zaman hem de kaynak israfına yol açıyor.  

Bugün iş dünyasında başarılı bir noktadasınız. Eğitiminizi bitirip iş hayatına atıldığınız süreci anlatır mısınız?

İş hayatıma Ortadoğu Rulman’da başladım. Burası Türkiye’nin ilk ve tek rulman imalatçı firması ve yerli sanayimizin bir gururu. Ortadoğu Rulman firmasından sonra av ve silah malzemeleri ithal eden bir firmada ithalat müdürü olarak çalıştım. Fakat benim kafamda yurtdışına giderek orada yüksek lisans yapmak vardı. Daha sonra bunu gerçekleştirerek Ankara’ya geri döndüm ve 1998’de aile şirketimizde çalışmaya başladım. O günden bu zamana kadar geçen dönemde  kişisel ve mesleki bilgimi ve görgümü arttırmayı hedefledim.İş hayatında birçok sıkıntılar da yaşadık; fakat bunların hepsinden almamız gereken dersleri aldık.

Firmanızın faaliyet alanları ile ilgii neler söylemek istersiniz?
 Kıran Bilyacılık Ltd.Şti. firmamız Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgesi olmak üzere iki ayrı yerde faaliyet gösteriyor. Her türlü otomotiv, sanayi, tarım, iş makinası rulmanları, yağ keçeleri, V kayışları, transmisyon yatağı gibi malzemelerin tedarikçiyiz. Bunların yurtiçi ve yurtdışı satışlarını da yapıyoruz. Diğer bir firmamız yine otomotiv sektöründe yedek parça tedarikçisi olmasının yanında takoğraf bayiliği, montajı ve servisi, ehliyetlere çip takma işlemleri ve ağır vasıta yedek parça ihtiyacını karşılayan Çakmaklar Oto Yedek Parça Ltd.Şti.. Bu firmamız Şaşmaz’daki Oto Sanayi Sitesinde faaliyet gösteriyor, yakın zamanda da yeni açılacak Lojistik Üssü’nde yer alacaktır.

KOBİ’lerin sanayideki önemi yadsınamaz. Bu bağlamda sizce KOBİ’leri sıkıntıları nelerdir?
KOBİ’lerin en önemli sıkıntısının finansman sıkıntısı ve  marka olamama olduğunu düşünüyorum.  Günümüzde her alanda aşırı bir bilgi kirlenmesi yaşıyoruz. KOBİ’ler en basit şekliyle hibe kredilerine, teşvik kredilerine ulaşmak için izlenecek yolları bilmiyorlar, onları yönlendirecek, danışmanlık yapacak profesyonel insanlar istihdam edemiyorlar /etmiyorlar. Çoğu KOBİ aile şirketi olduğu için patron konumundaki kişi; personel ,  ödemeler,tedarik, lojistik, vb konulara kanalize olduğundan enerjisini asıl üzerinde odaklanması gereken konulara sarf etmiyor.  

Sizin sektörünüzde yaşanan sıkıntılar neler?
Malesef  2010 yılında hükümet otomotiv sektörü için iyileştirici herhangi bir teşvik ön görmüyor. Bu nedenle otomotiv sektöründe 2010 yılı ağır bir kriz yılı olarak devam edecek. 2009’da ÖTV indirimi ve hurda teşviği gibi bir takım rahatlatıcı önlemler alındıysa da yeterli olmadı. 2010 yılında Türkiye’de yatırım yapan otomotivcilerin çoğu projelerini rafa kaldırdı ve imalatta kısıtlamaya gitti. Bu nedenle daha az model piyasaya sunulacak. Bu da yan sanayicileri etkileyecek. Satışların düşmesi otomotiv imalatçılarını da sıkıntıya sokacak.

2009 yılını siz nasıl geçirdiniz? Krizden etkilenmemek adına ne gibi önlemler aldınız?

2009 yılında kontrollü bir büyüme yaşadık ve mevcut yapımızı bir takım tedbirlerle korumaya çalıştık. Tahsilat sıkıntılarından dolayı zor zamanlarımız oldu; fakat 2009 krizine 2001 yılındaki kriz kadar hazırlıksız yakalanmadık ve daha rahat atlattık. Her beş yılda bir veya iki kere kriz yaşadığımız için Türk insanı krizle yaşamayı öğreniyor ve kendine gereken dersi de çıkarıyor.

Birçok kişiye göre 2009’da yaşanan krizin etkileri 2010’da da sürüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben 2010’nun ikinci yarısından itibaren toparlanmaya başlayacağımızı düşünüyorum. Nitekim bütün dünya piyasalarından bu sinyaller gelmeye başladı. Türkiye’de de bir toparlanma süreci söz konusu. En azından büyüme rakamlarında biraz daha yol katedeceğiz. 2010 biraz daha yaraları sarma ve canlanma dönemi olacak ama şu da bir gerçek ki yeni yatırım alanları, yeni iş olanakları her zaman mevcut ve geleceğimizi bunlar şekillendirecek. Bizimde  mesela alternatif enerji kaynaklarına yönelmek gibi önümüzdeki yıllar içinde gerçekleştirmek istediğimiz projelerimiz var. Şu anda otomotivciler alternatif enerji kaynakları ile çalışan araç siparişleri almaya başladılar ve bunların yeni modellerinin test sürüşlerini yapmaya başladılar. Biz de buna paralel olarak alternatif enerji kaynaklarına destek olmak amacıyla ODTÜ Malzeme Birimi Topluluğu öğrencilerinin yaptığı hidrojen araçlarının sponsorlarından biri olduk. TÜBİTAK tarafından Solar ve Hidro Mobil olarak her yıl bu araçların yarışları yapılmakta. Biz de ODTÜ’lü arkadaşlarla birlikte bir araç yaptık ve bu araç en iyi tasarım ödülünü kazandı. Bizim de amacımız ileride alternatif enerji kaynakları ağırlıklı olarak, ülkemize katma değer yaratacak yeni iş alanlarına odaklanmak, bunun otomotiv sektörü üzerindeki uygulama çalışmalarını yapmak.Bu doğrultuda imalat yapacak şirketimizi kurmuş bulunmaktayım ve Ar-ge çalışmalarına yakında başlayacağız.

Aile şirketlerinin artılarını ve eksilerini değerlendirir misiniz? Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de aile şirketleri en fazla yüz yıl yaşıyormuş. Sizce bunun nedenleri nelerdir?
Aile şirketi olmanın avantaj sağladığını düşünüyorum. Çünkü böyle firmalar daha uzun ömürlü oluyor, daha uzun vadeli hedefler tespit ediyorlar ve bunlara ulaşmak için gerekli altyapıyı sağlıyorlar. Tabi ki eksi olan yanları da var fakat kurumsallaşma sürecini tamamlayarak bu eksileri ortadan kaldıracağımızı düşünüyorum.  Örneğin biz aile şirketi olarak birbirimize daha fazla kenetlendik. Kendimizi buranın patronu olarak değil bir çalışanı olarak düşündük. Bu şekilde hareket eden firmaların da bir sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum.

İhracat yapıyor musunuz? Yaşanan kriz ihricatınızı etkiledi mi?

Evet, özellikle Ortadoğu başta olmak üzere Almanya ve İngiltere’ye de ihracat yapıyoruz. 2009 yılında enteresan bir şekilde ihracatımız arttı. Hem imalat sanayi hem de otomotiv sektörüne hitap ettiğimiz için geniş bir müşteri portföyüne sahibiz. Bu nedenle bir tarafta olan sıkıntıyı diğer taraf ile telafi edebiliyoruz..   

Ankara’nın ekonomisini nasıl görüyorsunuz? Memur kenti olarak adlandırılan Ankara’nın artık sanayisi ile de ön plana çıktığını düşünüyor musunuz?
Kesinlikle evet. Hatta Ankara’nın başkent olarak hakettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Başkent ve Anadolu Organize Sanayi bölgeleriyle Ankara’nın ekonomisi de canlanacaktır. Özellikle krizin atlatılmasıyla yeni yatırımcılar buralarda faaliyet göstermeye başlayacaklar. Bu da Ankara için olumlu bir gelişme.

Burada çalışan bir kadın olarak kadınlara neler tavsiye edersiniz?

Kadınların iş hayatında ilerlemesinin önünde bazı engeller görüyorum. Bunlar ;networking eksikliği, ne istediğini bilmemek/ talip olmamak ve imaj yönetimi, yani istikrarlı ve bilinçli presantasyon eksikliği gibi engellerdir. Bu alanlarda kendimizi geliştirerek güzel ülkemizin kalkınmasında bizlerinde yer alacağına inanıyorum.

 
   
   
Kullanıcı Girişi
 * 
 * 
 * 
Ekonometri Dergisi
Hava Durumu
Ankara İstanbul İzmir
Yazarlar
Metin Özbek
Nurettin Özdebir
Adnan Saka
Seda Birdal
Levent Erkan
Hıfzı Kuruşa
Şükrü Kızılot
Sertaç Kantarcı
Ali Külebi
Efkan Ceylan
Hasan Kürşad Devecioğlu
Cavid Veliev
Uran Işık
Cihat Çetinkaya
Geza Dologh