Yalova; Ankara, İstanbul, Bursa gibi üç büyük ilin ortasında, metropollerin arasında, yeşil, deniz kenarında turstik bir ildir.
Sertaç Kantarcı : sertac@ekonometri.com.tr
Yalova; Ankara, İstanbul, Bursa gibi üç büyük ilin ortasında, metropollerin arasında, yeşil, deniz kenarında turstik bir ildir. “Yalova son zamanlarda Halil İnancık hocamızın deyimiyle, Osmanlı’nın kurulduğu yer olarak da anılmaya başladı” diyen Yalova valisi Doç. Dr. Yusuf Erbay ilin sorun ve sıkıntılarını Ekonometri dergisine konuştu.
Göreve başladığınızdan itibaren Yalova ile ilgili yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
2003 yılında göreve başladığımda ilk olarak “Yalova Stratejik Kalkınma Planını” oluşturduk. Daha sonra 2005 yılındaki yasalarla bu planları yapma görevi illere verildi. Bu çerçevede biz 2006-2010 yılları arasını kapsayan bir stratejik gelişme planı yaptık. Gelişmenin nasıl yapılacağını, hangi sektörlerin tercih edileceğini, halkımızla birlikte kararlaştırdık. Katılımcı bir metotla, üniversitenin de desteğini alarak bir stratejik plan meydana getirildi. Hedefler, Yalova insanıyla yaptığımız sayısı 14’e varan toplantılarla tespit edildi. Tespit edilen bu çerçeve ve uygulama doğrultusunda yönergelerimiz ve denetimlerimiz oldu. Strateji planı bugün itibariyle büyük oranda uygulanmıştır. 2010 yılında yenisi meydana getirilecektir. En önemli özelliklerinden birisi bu planın üzerine yaptığımız 1/25 bin ölçekli çevre planımızdır. Strateji planları genellikle sözel planlardır. Hedefler konulur, hedeflere ulaşmak amaçlanır, yollar, vizyonlar, faaliyetler tespit edilir. Çevre planı bunun fiziki plan haline dönüştürülmesidir. Bütün Yalova alanını bu çevre düzeniyle planlamış ve Yalova’nın geleceğini belirlemiş olduk. Çevre düzeni planında iki renk vardır. Ben göreve başladığımda “Yalova sanayi kenti mi olacak, yoksa yeşil mi kalacak?” diye konuşuluyordu. Biz şunu tespit ettik; Yalova’nın doğusunda 1960’lardan süregelen bir sanayi yapılaşması var. Esas itibariyle de Yalova’nın Altınova ilçesi, körfezden ayrılmaktadır ve körfez ekonomisinin devamı niteliğindedir. 1/50 binlik planlarda da orası körfez sanayisi içinde görülür. Dolayısı ile Yalova’nın o bölgesi zaten sanayi bölgesidir. Sanayi bölgesindeki yatırımlar sanayiye yönlendirilecek, onun dışında kalan orman ve tarım alanları bulunan bölge, ekoloji dostu ekonomilerle kalkındırılacaktır. Körfez sanayi bölgesine yakın bir alanda tersane oluşturduk. Bunun nedenleri Tuzla’ya 16 deniz mili mesafede olmasıydı. Körfezin tersanecilik ve sanayi alanındaki birikimi ve desteğini alarak kurulması mümkündü. Şu ana kadar gelişmiş olan Yalova’nın sanayi bölgesi lokasyonuna da uygun bir yerdeydi. Dolayısıyla burada biz tersane oluşturduk. Tuzla’da sıkışan gemi tersaneciliği için, Marmara’nın güneyinde yer aranmaya başlanmıştı. Biz bunları derli toplu bir yerde toplamasaydık, Marmara’nın güneyinde her biri ayrı ayrı sıkıntı yaratabilecek tersaneler oluşacaktı. Tersane alanı olarak bu birikime sahip başka bir alan yoktur. Tuzla’yı rahatlatarak koordineli bir çalışma sistemi kurduk. Böyle bir bütünlük içinde Yalova’nın doğusunu sanayi alanı olarak belirledik. Tersaneciliği 4.5 km’lik dolgu alanıyla topladık. Önümüzdeki yıllarda göreceğiz ki, Türk tersaneciliğinin kalbi bu bölge olacaktır.
Bazı Yalovalılar, tersanenin kendilerine fayda sağlamadığını düşünüyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Yalovalılar Yalova’ya yapılan her işin fayda sağlaması gerektiğini düşünüyorlar. Yalova Türkiye’nin bir parçası. Küresel ekonominin içinde Türkiye olarak rekabet edebileceğimiz en önemli unsurlardan biri bu sektördür. Bu benim tespitim değildir. Yalovalılar hala kendilerini ilçe zannediyorlar. Bence Yalovalılar önce il olduklarını hatırlamalılar. Bu merkezin dışında 5 tane de ilçeleri olduğunu hatırlasınlar. Yalova’nın ağında Altınova da var Armutlu da var. Türkiye’ye hizmet gidiyor, kriz döneminde bile Altınova’da 5 binin üzerinde işçi çalışmaktadır. Bunun istihdama faydası yoktur demek abesle iştigaldir.
Çok konuşulan, “Yeşil-Mavi Yol Projesi” var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Yalova’nın yeşil kalması için, sanayi kurulması gereken bölgeye sanayi kurulması gerekmektedir. Yoksa o sanayi yeşilin içine girip yeşili mahveder. Sanayi bölgesi Yalova’nın yüzde 10’luk kısmıdır. Geri kalan her yer yeşile, tarıma ve çevre dostu ekonomilere ayrılmıştır. Yeşil mavi yol projesi kapsamında 300 km’lik bir yol yaptık. Bu proje bizim ekolojik tarım ve eko turizme destek vermek amacıyla planladığımız bölgesel kalkınma projemizdi. Sermayecik Köyü’ne yaptığımız yollarla ağ gibi ördük ve buradaki tarımı destekledik. Höyüktepe’yi, Elmalık’taki alana, Termal’e, kent ormanına ve Erikli Şelalesi’ne ulaşabilirsiniz. Yalova’daki göllere, yaylalara kadar ulaşabiliyorsunuz. Orada köylüler için ekolojik köy altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Bu civarda ekolojik pansiyon sayısı arttı. Çevreyi bozmayan, Yalova’ya zarar vermeyen gelişecek bir ekolojik turizm sistemi oturtuyoruz. 8 tane hayvancılık kooperatifi kurduk ve Yalova’da 500 olan inek sayısını 2 bine çıkardık. Bütün bunlar entegre bir proje kapsamında yapılmıştır ve Yeşil-Mavi Yol Projesi bunun omurgasıdır. Estetik değerlerimizi, tarihi değerlerimizi, organik tarımı, yaylaları, şelaleleri hepsini birbirine bağlar. Dolayısıyla bunun bütün amacı yeşili korumaktır.
Sonuçlarına bakacak olursak; bu yolla birlikte bir deprem anında en fazla ihtiyacımız olan haberleşme ağı için tüm muhtarlarımıza telsizler verdik. Haberleşme ağı kurulmuştur. Afete karşı klasik olarak yapılanların dışında, Yalova’da motosiklet ekibinden tutun ilk bir saatte yapılacaklara kadar tüm detaylar planlanmış ve hazırlanmıştır. Yalova’da izinsiz ağaç kesimi yüzde 40’lara inmiştir. Eğer yeşili korumak istiyorsa kaçakçılığı engellemeli ya da köylüye alternatif geçim alanları sunmalısınız. Bizim bütün gayretimiz bunları koordineli bir şekilde yapmaktır.
Siz söylediniz ya “Yalovalılar buna karşı” diye, hazırladığımız strateji planının ilgili maddelerinde görürsünüz bu Yalovalıların verdiği bir karardır. Yapılan bir işin, vatandaşların ortak kararıyla onanmış olsa da, tamamının tasvip etmesi mümkün değildir. Bizim beklediğimiz kamu yararının düşünülmesidir.
Bizim konumumuzdaki insanlar yaptıkları işlerde şunu düşünmelidir; yaptığın iş yasaya, bilime ve akla uygun olacak, kamu yararına olacak. Yaptığımız her işte biz bu üçünün bir arada olmasına özen gösterdik.
Biz su deposu olmayan köy bırakmadık, köylerde musluktan akan suyun klor derecesini bizzat kaymakamlarla kontrol ettirdik ki; vatandaşımız suyla alacağı hastalıklara yakalanmasın. İnsan sağlığı ve güvenliği bizim için en önemli konulardan biridir. Buna dayalı birçok örnek verebilirim ama, bu en çarpıcı örnektir.
Bazı Yalovalılar mevcut iskelenin sadece İDO’ya bağlı olmanın sıkıntısını yaşadıklarını, ayrı bir iskeleye ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Biz iyi ki İDO’ya bağlıyız, eğer olmasaydı; Yalova olarak bu konuma gelemezdik. Bakın Marmara Denizi üzerinde deniz taşımacılığı oranı çok yüksektir. Bu bizim için büyük bir avantajdır. Böyle bir ağı Yalova Belediyesi’nin kurması imkânsızdır. İstanbul dışında başka bir belediyenin de böyle bir ağ kurması mümkün değildir. Ekonomik kurumlarda optimizasyon denen bir olay vardır, eğer kar ederseniz ve hizmeti doğru verirseniz bunu yapabilirsiniz. O büyüklüğe ulaşmadan bu mümkün değildir. Burada yat limanı, Kartal limanı ve İDO limanı mevcuttur. Bu eleştirilerin, sadece eleştirmek için yapıldığını düşünüyorum.
Yalova ile ilgili hedefleriniz nelerdir?
Ben hedeflerimi baştan koymuştum ve bu yönde ilerliyorum. Türkiye’de planlı kalkınma olmak zorunda. Özellikle şehirler planlı büyümek zorundadır. Biz Yalova’nın kalkınmasını planladık ve hedefim bu doğrultuda ilerlemektir. Mesela Bilişim Organize Sanayi Bölgesi ve Süs Bitkileri Organize Sanayi Bölgeleri de bu yeşil ekonomiyi geliştirmenin bir parçasıdır. Yalova’nın batısını ekolojik tarıma, organik turizme ayırdık. Bugüne kadar bunun için uğraştım ve Yalovalılardan tek istediğim planlarına sahip çıksınlar.
Bu planla ilgili yaşadığınız sıkıntılar nelerdi?
Biliyorsunuz maden yasasında maden arama bölgeleri belirlenirken illere fikir sorulmuyor ve merkezden kararlar veriliyor. Ankara maden dairesinden 17 tane alanın açılmasını istediler. Ben bakanlığa bu alanları açmayacağımı bildirdim. Ankara’dan izin alındı ve 22 kişi bizi mahkemeye verdi. Mahkemeler devam ediyor. Çok ilginçtir, bu izinler vilayetten çıksaydı 4 milyon 200 bin ağaç kesilecekti. Yerin altındaki değerleri tabi kullanalım, tek şartla; yerin altındaki yerin üstünden değerliyse! Çevre planının tek kötü etkisi benim madencilerle karşı karşıya gelmem oldu.