Ülkemiz, üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen diğer ülkelerle kıyaslandığında gemicilik ve denizcilikte olması gerektiği yerde değil. Konuyla ilgili Yalova-Altınova Tersane Girişimcileri Yönetim Kurulu Başkanı
Sertaç Kantarcı : sertac@ekonometri.com.tr
Ülkemiz, üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen diğer ülkelerle kıyaslandığında gemicilik ve denizcilikte olması gerektiği yerde değil. Konuyla ilgili Yalova-Altınova Tersane Girişimcileri Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Kan “Başka ülkelerle kıyasladığımız zaman, bu sektörü ülke ekonomisinin lokomotifi olarak görüyorlar. Türkiye’de gemi inşaa sektörüne böyle bakmak gerekir. Başka ülkelerde sipariş sonrasında alıcıya uygun fiyatlı teşvikler sağlanıyor, kullanılan malzemeler uzun vadeli olarak veriliyor. Bu gibi açık veya gizli teşvikler varken Türkiye’de bu sektör yeterince desteklenmiyor. Bu nedenle rekabet güçleşiyor” diyor.
Tersanenin kuruluş sürecini anlatır mısınız?
2000’li yılların başında, yeni gemi inşaa talebinin dünyada çok olması nedeniyle tersanelerden çok yoğun bir üretim beklentisi oldu. Türkiye o döneme kadar uluslararası gemi inşaa pazarında aktör değilken, biz gemi inşaasında mevcut imkânların da üzerinde çalışmaya başladık. O dönemde sektördeki yatırımcılar yeni tersaneler kurup dünyadaki pastadan daha fazla pay alma arayışına girdiler. Ancak Türkiye’de tersane kurulabilecek sahil çok kısıtlı olduğundan, uygun bölge bulunsa bile bunun Tuzla’ya yakın olması gerekmektedir. Bu kriterleri göz önüne aldığınızda tersanenin neden Altınova’da yapıldığını anlamak daha kolay oluyor. 4,5 km’lik Altınova sahili denize girme maksadıyla kullanılmıyordu. Deprem bölgesi olduğu için başka türlü sanayi yatırımı yapılması mümkün değildi. Bunun için bu bölgede tersane kurulması için Yalova Valiliği’ne birçok başvuru olunca, o dönemde valimiz olan Doç. Dr. Yusuf Erbay bugün sonuçlarını ve faydasını gördüğümüz bir başlangıç yaptı. Ayrı ayrı birçok tersane müracaatı yerine, tek bir tersane bölgesi projesi yapıldı. Bu projede sadece tersaneler değil, gerekli tüm tesisler ve lojistik birimleri planlandı.
Dünyadaki büyük tersaneler model olarak alınarak hazırlanan projede Tuzla’da yaşanan sorunlar da göz önüne alındı. 2004 yılında Yalova’da valilik ve valiliğe bağlı resmi kurumların başkanları, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, ilimizin milletvekilleri ve çeşitli toplumsal kanaat önderleri, sektörü iyi tanıyan milletvekilleri ve yatırım yapmak isteyenlerin katıldığı bir toplantı yapıldı. Bu bölgenin gemi inşaa maksatlı sanayi bölgesi olmasına o toplantıda fikir birliği ile karar verildi. 2004 Nisan ayında burada tersane kurmak isteyen 40 şirketin bir araya gelmesiyle bir anonim şirket olan şirketimiz kuruldu. Hissedarlar hisseleri oranında tersane alanı kullanabiliyorlar. Yatırımın içinde gerekli unsurların yer alması ve yatırımın düzenli bir şekilde devam etmesi böylece güvence altına alınmış oluyor. 2004 yılında şirketimiz kurulduktan sonra fizibilite çalışmaları ve bilimsel araştırmalar yapıldı.
Burada Türkiye’deki çeşitli üniversiteler ve bağımsız özel araştırma şirketleri var. Hazırlanan proje Kıyı Kanunu gereğince Bayındırlık Bakanlığı yetkisinde ancak, bakanlık bu yetkiyi kullanırken ilgili gördüğü bütün makamlardan görüş alıyor. Bütün görüşler olumluydu ve neticesinde projemiz onaylandı. 2006 yılında tersanelerimiz dolgu zemin üzerine kuruldu. Kenar çizgisinden denize doğru 300 metrelik dolgu yapıldı. Bu dolgu işleminden sonra, kanalizasyon, içme suyu, elektrik şebekelerimizi kurduk. Projemizde yer almamakla birlikte geri alandaki tarım arazileri ile ilgili muhtarlıklardan bize müracaat geldi. Çok uzun yıllardır burada yoğun yağışlarda su birikmesi oluyor, taban suyu çok yoğun ve yağış olduğu zaman suyu çekemiyordu. Bunun giderilmesi için bölgeden bize müracaat ettiler. Büyük yatırım yapan bir şirket olarak bu olayı sosyal sorumluluk kabul ettik, DSİ’den görüş aldık. DSİ bunun uzun süredir devam eden bir sorun olduğunu çözülmesinin faydalı olacağını belirtti. Hazırladığımız projeyi onayladı, ciddi maddi bir yatırımla tarım alanlarının drenaj ihtiyacını karşıladık. Biz de projeyle ilgili yatırımlarımıza devam ettik. Gemi inşaa ve gemi makineleri meslek lisesi, hastanemiz, öğrenci yurdumuzun inşaa çalışmaları devam ediyor. Taahhüdümüzün çok üzerinde, yaklaşık iki katı bir yatırımı şimdiden yapmış durumdayız. İstihdam taahhüdümüz de 3 bin 500 kişiydi, SGK’da yapılan tespite göre şimdiden 7 bin 800 kişiye istihdam sağladık.
Sizin burada bu yatırımı yapmakla Yalova ekonomisine ve işsizlik sorununa katkıda bulunmuş oluyorsunuz değil mi?
Yalova’da depremden sonra şehrin ekonomisi kendi dinamikleriyle kalkınamadı. Batısında Termal’den Armutlu’ya kadar sağlık turizmi, doğa sporları turizmi gibi olanaklar, tarım faaliyetleri var ancak yeterince değerlendirilemiyor. Yalova kendi dinamikleriyle ekonomi ve istihdam sorununu çözemeyince istihdam olanağı yüksek bir sektörün şehre girmesi önemliydi. Gemi inşaasında hem teknoloji hem de emek yoğundur. Şimdiden Yalova’da ciddi bir istihdam sağladık. Yeni personel ihtiyacımız var ve bu personelleri de bir yandan yetiştirmeye devam ediyoruz. Yalova Valiliği öncülüğünde Meslek Edindirme Merkezi’nde, Halk Eğitim Merkezleri’nde özellikle kaynakçılık ve elektrikçilik konusunda kurslar açıldı. Şu an sektörde çalışan diploma ya da sertifika sahibi olmayıp usta çırak ilişkisiyle yetişmiş çok sayıda işçi var. Yeni iş kanununda ise ağır ve tehlikeli işlerde eğitimi olmayan işçi çalıştırılamaz diyor. Sektörde çalışan ancak sertifikası olmayan işçileri de eğitimden geçiriyoruz.
Kriz dönemi eğitim ve yatırım için en uygun dönemlerdir. O nedenle biz de bu konuda eksikliklerimizi kapatıyoruz. Gemi inşaa sektöründe talep her zaman dalgalı devam eder. 2012-2013 yılında uzmanların ifadelerine göre gemi inşaa sektöründe öncekilerden de yüksek bir talep olacak. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün gemilerin yaşlarıyla ilgili koyduğu kısıtlamalar nedeniyle Dünya Ticaret Filosu’nun büyük kısmı bu kısıtlamaların dışında kalacak ve yeni gemi ihtiyacı doğacak.
Hedef kitleniz kimlerdir, yurtdışına açılımınız var mı, varsa hangi bölgeler?
Bizim şu ana kadar 14 tane gemi teslimimiz oldu. Müşterilerimiz arasında Hollanda, İtalya, Norveç ve Türk armatörleri var. İhracat önemli elbette ancak, krizden önce Türkiye’de üretilen gemiler Türk Armatörlerin ihtiyacının üçte birini karşılayabiliyordu. Bizim armatörlerimiz hala yurtdışında yaptırıyorlar, bizim öncelikle yurtdışına döviz kaçağını engellememiz gerekiyor.
İkinci hedefimiz dünyaya açılmaktır. Türk tersaneleri tanker ve kimyasal tanker konusunda dünyada bir marka olmayı başardılar. Birkaç tane de dünyada marka olmuş yan sanayi firmamız var. Biz kaliteli işler yapmayı hedefliyoruz. Şu anda dünyada en çok gemi üreten yer Uzak Doğu bölgesi olmasına rağmen Avrupalı firmalar en çok ciroyu yapanlardır. Çünkü Avrupa’daki birkaç tersane yolcu, cruise gemileri ve askeri projeler konusunda marka olmuştur. Biz de ucuza çok fazla gemi yapmaktansa özel gemiler yaparak daha çok ciro elde edebiliriz. Japonya, Kore, Çin tonaj ve adet olarak gemi üretiminde en üst sıralarda yer alıyor. Üçüncüyle dördüncü arasında uçurum vardır. Geri kalan ülkeler 4. sıra için yarışıyorlar. Biz de kriz öncesinde dördüncülüğü hedefliyorduk.
Sonuç olarak tekrar ifade etmek isterim. Türkiye bu sektöre önem vermelidir, imkân sağlamalıdır, bu sektör güçlenir ve kazanırsa çalışanlar, üretenler, tedarikçiler güçlenir ve kazanır. Geniş tabanlı fayda paylaşımı olan bir sektördür, ülkemiz, devletimiz güçlenir ve kazanır.