Aksa’da uzun yıllar çalışmış olan Rasim Doğru, 1986 yılından sonra da Aksa’nın yaptığı tüm yatırımların içinde yer almış. 2001’de emekli olduktan sonra, yeğeni ile birlikte 2002 yılında “Promaks” şirketi
Sertaç Kantarcı : sertac@ekonometri.com.tr
Aksa’da uzun yıllar çalışmış olan Rasim Doğru, 1986 yılından sonra da Aksa’nın yaptığı tüm yatırımların içinde yer almış. 2001’de emekli olduktan sonra, yeğeni ile birlikte 2002 yılında “Promaks” şirketini kurmuş. Çalışma alanlarının yetersizliklerinden yakınan Doğru, “Bize iş vermeye gelen insanlar çalışma alanlarımızın yetersizlikleri karşısında onların ürünlerini koruyamayacağımız düşüncesiyle bizimle çalışmak istemiyorlar” diyor.
Bize Promaks’ı tanıtır mısınız?
Promaks’ın kuruluş aşamasındaki amacı; proje üretmek ve teknik mühendislik hizmeti vermekti. Daha sonra sadece proje üretmenin yeterli olmadığını fark ederek imalat parkurunu açtık. Bir süre sonra da imalat grubunu konvansiyonel tezgahlarda yürüttük. 2004 yılında değişen çağa ayak uydurmak ve imalatlarımızı daha düzgün yapmak adına Japon menşeili olarak Fransa’dan CNC tezgahları alarak, CNC parkurunu açtık. Bu aldığımız tezgahlar daha çok saç işleme ve lazer kapsamlı tezgahlardı. Yine aynı yılın içerisinde Alman Spinner firmasından talaşlı imalat CNC gruplarını, 2006 yılında saç işçiliğinde geliştirmek için lazer makinalarını aldık. Şu anda grubumuzun içinde imalat, proje ve montaj var. 2007 senesinde ilaç, kimya sanayi, boya sanayi ve kozmetik sanayine hizmet eden firmalar arasına girmek istedik. Yaklaşık 2002 yılından beri de bu işi götürüyoruz. Kriz döneminde bir sarsıntı içerisine girdik. Gördüğünüz gibi burası küçük bir sanayi bölgesi. Ama makina parkuruna baktığınız zaman 2000 metrekare üzerinde kurulu olan 3-4 milyon Euro’luk bir yatırım var. Biz Aksa’dan çok destek görüyoruz. Kriz döneminde Aksa’nın yapmış olduğu karban elyaf yatırımıyla krizi atlatmış bulunuyoruz.
İşadamı olarak ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?
En büyük sıkıntımız; Yalova’nın bir sanayi bölgesi olma aşamasında olmasına rağmen, sanayi bölgesi olarak görünmüyor olmasıdır. Bu nedenle de tedarikçilerimizi İzmir, İstanbul, Bursa ve Eskişehir gibi sanayi bölgelerinden seçiyoruz. Bunun sonucunda da hem maliyetlerimiz etkileniyor, hem de zaman kaybı yaşıyoruz.
Yalova’da kesinlikle bir sanayi bölgesi oluşturulması gerekir. Bu anlamda çalışmalar yapılıyor, ancak sonuca gidilemiyor. Gidilememesinin en büyük nedeni ise; buranın tarım ve turizm bölgesi olarak görülmesidir. Ancak tarım ve turizm krizde Yalova’yı kurtarmaya yetmedi. Tarım şu anda kısmi olarak yetiyor gibi görünebilir, ileride yetmeyeceği de aşikardır. Bu nedenle de kesinlikle sanayi yatırımı yapılması lazım. Bu kriz döneminde Aksa olmasaydı biz toparlanamazdık. Aksa’nın içerisinde 25-30 mütaahidimiz vergi sıralamasında ilk 5’in içinde yer alıyor. Kısacası Yalova’nın en büyük destekçisi Aksa ve Dinçkök gruplarıdır. Aksa’nın son kriz döneminde yapmış olduğu yatırım bizi güçlü kıldı. Ayrıca burada tersaneler yapıldı. Ancak tersanelerin henüz Yalova’ya getirdiği hiçbirşey yok.
Tersanenin istihdam adına önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Siz bunun aksini vurguluyorsunuz. Sizce neden Yalova’ya katkı sağlamadı?
Sağlayamaz, çünkü altyapısı müsait değil. Yalova bir sanayi bölgesi olmadığı için kaç tane kaynakçı, elektrikçi ya da gemi mühendisi var? Ayrıca buradaki insanların çoğu işlerine yatırım yapmadılar. Tersaneye buradaki yatırımcılardan bir destek sağlanmadı.
Peki sizce ne yapılmalı?
Bence burada sanayi sektörünün önü açılmalı.
Yalova’nın il olması, size bir fayda sağladı mı?
Benim için il olması çok önemli değil. Üretmesi önemli. Yalova üretmediği sürece il olmasının bir anlamı yok.
Peki, ileriye dönük hedefleriniz nelerdir?
İlk hedefimiz; 2009-2010 senesi içerisinde bütçesini planladığımız 2 milyon Euro’luk bir yatırım gerektiren, yaklaşık 20 bin dönümlük arazi üzerine kuracağımız işletmemizin yatırımıdır. Bu yatırımımız makina olarak değil mekan yatırımıdır. 2010 yılında bitecek olan işletmemize 2011 sonunda da makinalarımızı getireceğiz. Yalovalı olarak buradan başka yerde hizmet vermeyeceğiz. Bizim zaten sosyal yaşantımız da buradadır. Tatile bile gidemiyoruz. Çünkü sürekli bir mücadele içindeyiz. İleride de yine Yalova’da ayakta kalma mücadelemize devam edeceğiz.
Dergimiz aracılığıyla ne gibi mesajlar vermek istersiniz?
Yalova insanının şapkasını önüne koyup yatırımcının önünü açacak işlerin peşinde koşması gerekir. İş yapan insanların mutlaka önünün açılması lazım. Bize iş vermeye gelen insanlar çalışma alanlarımızın yetersizlikleri karşısında onların ürünlerini koruyamayacağımız düşüncesiyle bizimle çalışmak istemiyorlar. Bize “Siz bu ortamlarda bizim malımızı koruyamazsınız” diyorlar. Önce büyümek için gerekli olan sanayileşme, sonrasında güven bekliyoruz.